-
-
-
Kasr-ı Neşat & Kasr-ı Cenan

Kasr-ı Neşat & Kasr-ı Cenanİlk olarak Birinci Sadabad Sarayı ile birlikte 3. Ahmet döneminde inşa edilmiş bir seyir köşküdür.

Sarayın Valide Sultan Odalarının önünde, ayrı bir sahanlık üzerine yapılan Kasr-ı Neşat’ın başlangıcından bu yana bütün dönemlerde hep aynı yerde bulunduğu günümüze kadar gelebilmiş ve klasik usülde inşa edilmiş rıhtım duvarlarından anlaşılmaktadır.

Köşk, büyük taş konsollar üzerine oturtulmuş ve su seviyesi üzerine taşkın hale getirilmiştir. Böylece bütün kanal uzunluğuna hâkim büyük bir perspektif açılmıştır. III. Ahmed' den III. Selim zamanına kadar köşkün plânı haç şeklinde ve dört çıkması da aynı uzunluktadır.

II. Mahmud, harap hale gelen köşkü yıktırarak yerine I. Dünya Savaşı dönemine kadar duran ve 1918’da büyük bir ağacın devrilmesiyle yıkılan Çadır Köşkü'nü yaptırır. Bu köşkü, Sultan Abdülaziz olduğu gibi korumuş, Sultan Abdülhamid ise, bir aralık ile abdesthane ilâve etmiştir.

Köşkün şimdi de mevcut mermerlerinden yararlanılarak 1953 yılında plânı çıkarılmıştır. Kubbe yüksekliği ve saçakları Heinrich Meyer 1832’de ölçüp tespit etmiştir. Bu esaslar ve mevcut fotoğraflara göre köşk olduğu gibi restitüe edilebilmiştir.

Uslûbu barok ile ampir arasında olduğu halde, eski usûl ve geleneğe göre yapılmış olan Çadır Köşkü, bu tipteki köşklerin sonuncusu olmak bakımından ayrıca üzerinde durulmağa değer bir yapıdır.

Tamamıyle açık olan köşkün plânı daire biçiminde ve üç çıkmalıdır. Çıkmalar orta bölüme göre birer kademe yükseltilmiştir ve sedirleri taşırmaktadırlar. Yuvarlak bölümün ortasında, aynı biçimde bir fıskiyeli havuz vardır. Gerek korkuluk duvarları, gerekse sütun başlıkları, kaba akant ve girland motifleriyle süslenmiştir. Tavan basık bir kubbe şeklinde, gayet geniş olan saçaklar yukarıya kalkık, çatı ise bir topuzda birleşen dört mahrut bölümden ibarettir. Çok defa açık köşklerde olduğu gibi, dış yüzler ağır dolama perdelerle korunmuştur.

Üzerine düşen ağaçla yıkılmış, sonraları parçaları peyderpey dağılmış ya da yok olmuştur. Çok az sayıda bazı parçaları geçtiğimiz yıllarda civardan tarafımızca toplanmısştır ve Kağıthane Açık Hava Müzesi’ne kaldırılmıştır.